Resimi Büyüt
  YARIN YAYINLARI  DAVASI OLMAYAN ADAM DEĞİLDİR
Etiket Fiyatı :  6,00 TL
Havale İle :  4,28 TL
kredi kartı :  4,41 TL
KDV Dahil :  4,50 TL
Yazarın Adı : Ahmet Özcan 
0 Tedarik Süreci : 2 Gün
 
Sayfası : 187    Ebat : 13,5 X 19   Baskı : 2010    Cilt : KARTON   Kağıt : İTHAL

 
%25 indirimli
  • Açıklama
  • Diğer Resimler
  • İç Sayfalar
Yazarın Önsözünden

Türkiye, 1990’lı yıllarını kan, gözyaşı ve kaosla heba etti. Düşük yoğunluklu iç savaş, faili meçhul cinayetler, Turgut Özal, Eşref Bitlis ve daha bir çok şaibeli ölüm, Uğur Mumcu ve bir çok gazeteci, yazar ve ünlü isimlere suikastler, Sivas olayları, Başbağlar katliamı, Gazi olayları, 28 Şubat darbesi, Susurluk hadisesi, batan bankalar, mafya siyaset medya bağlantılı onlarca entrika, yolsuzluk, rüşvet ve kirli ilişkiler çarkı, 1999 depremi, 2001 krizi ve 2002 seçimleri ile başlayan yeni bir süreç...

Bu yıllar boyunca dünyada ise bir yanda Sovyetler Birliği’nin dağıtılması sürecinde eski doğu bloku ülkeleri ve Orta Asya Türk cumhuriyetlerindeki yeni gelişmeler, öte yanda ise Avrupa Birliğinin bir hayal olmaktan çıkarak gerçek bir oluşuma yönelmesi söz konusu oldu. Dünyanın gözü önünde Bosna, Karabağ ve Çeçenistan’da katliamlar yaşandı... ABD İngiltere İsrail bloku ise 2000’li yıllarda Irak ve Afganistan işgaliyle başlatacakları kendilerince yeni bir dünya düzeninin hazırlığı içindeydi. ’Tarihin sonu’ ve ’Medeniyetler Çatışması’ türünden sığ amerikan aklının aceleci teorileri piyasa yapıyor ve sosyalizm gibi hayallerden uyanan(! ) eski solcu aydınlara dönekliğin farklı mazeretleri için bolca malzeme çıkıyordu. Artık büyük anlatı devri bitmişti, fikirler uğruna ölmek eşeklikti, değişmeyen tek şey değişimdi, uğruna kan dökülmeyen tek düzen kapitalizmdi, demokrasi, insan hakları ve piyasa, insanlığın geliştirdiği en ileri değerlerdi, dinler de yaşayacaksa bu değerlere biat etmeliydi, bireysel kimlikler her tür toplumsal kimliğin üstündeydi, ama kadın, eşcinsel, çingene, azınlık kimlikleri özenle korunmalıydı, çünkü marjinallik toplumsallığın panzehiriydi ve her tür toplumsal bütünlük parçalanırsa insan bencilliğin zaafına yenilebilecekti. küresel ısınma insanlığın ortak sorunuydu ve illa bir dava edinmek isteyen varsa işte bu insanlık(! ) davasını savunmalıydı. Emperyalizm, kapitalizm, sömürü, sınıf, eşitlik ve adalet gibi kavramlar komplocu zihnin gerçekdışı kurgularının ürünüydü. Gerçek, paranın ritmine uygun adım yaşamayı başarmakta düğümleniyordu.

Özetle, üç beş doğruya beş on yalan ve yanlış ekleyerek beyin her şeye rağmen var olmaya devam edeceğini biliyoruz. Firavun sarayında büyüyen Musa efsanesi bize bunu öğretiyor. Her doğan çocuk, zalimlerin, para sahiplerinin, sömürgenlerin, katillerin, hırsızların devasa görünen düzenlerinin korkutucu tesirinden muaf doğuyor çünkü... her çocuk, yeni ve başka bir dünya kurmanın cesareti ve ümidini simgeliyor. Belki de bu nedenle güçsüzler her zaman daha çabuk çoğalıyor. Ve dünyanın efendisi olmaya kalkanlar her zaman bu çoğalmaya karşı tedbir peşinde koşuyor. İnsanlığın en saf, en doğal, en güçsüz hali olan bu çoğalma diyalektiği bile onların mezarını kazıyor.

Elinizdeki kitap, 2000’li yıllar boyunca yazılan farklı konulardaki makalelerin bu inanç ve inadı taşıyan söze, O’nun sözüne düşülen şerhlerinden ibaret... O söz’ün özü ise la ilahe illallah’tır. Yani, Kula kulluğu reddetmek. O’ndan başkasına boyun eğmemek, O’ndan gayrısının sözüne iman etmemek, O’nun yolu dışında bir yolu dava edinmemek... Bu manada bize dayatılan şu zalim dünyaya karşı, şu bizi böcekleşmeye zorlayan yaşam tarzına karşı, şu gavur hegemonyasına karşı itirazlarımızın, isyanımızın, vicdani reddiyemizin ve ümidimizin kendi üslubumuzca dile gelişini hala çocuk olanlarla, gençlerle ve genç ruhlu tüm insanlarla paylaşmak için kitap haline getirdik.

Söz’ü dinleyen, anlayan ve sözün davasına sahip çıkanlara selam olsun...

İÇİNDEKİLER

DAVAsı olmayan ADAM değildir!
Dünyayı niçin değiştirelim!
Haysiyet davası!
Ortak Dava: Adalet Cumhuriyeti
Artık Gavura gavur demek serbesttir!
Bu Kış Komünizm Gelecek!
Bütün putları devirelim!
Esastan ve Usulden Büyü bozmak
Liberal Faşizme karşı İnsanlık
Jöntürkler ve İttihat Terakki Hareketi
Büyük Yıldönümü; 2014
Milliyetçilik, Millilik ve yeni bir aidiyet bilinci
Yeni Ortaçağ ve Akıl Tutulması
Kürt meselesi ve Türkiyenin kimliği
Demokrasi ve Demagoji
Demokrasinin Demokratikleştirilmesi
Toplumsal eleştiriden toplum eleştirisine
Kapitalizm, dindar sermaye ve ahlaki çözülme
Başörtüsü kimin kefeni olacak!
Milletin ülkesi Türkiyenin geleceğidir

Yazı Hazırlık: Kitaphaber.net

Yazan: Yusuf Tosun
Yazı Kaynağı: Milli Gazete


İleride yazdıkları üzerinde çokça düşünülecek ve tartışılacak olan Ahmet Özcan; hem yazarlığı hem de yaşantısıyla daha çok sessiz bir sinema gibi. Kurdukları cümleler bir bütünün içerisinde taşı tam da gediğine oturtur cinstendir. Bir cümleyi birkaç açıdan okumanız mümkün. Akıcıdır onda cümleler; adeta bir şiir gibi namluya sürülür kelimeler. Bir parça Cemil Meriç, bir parça Necip Fazıl, Sezai Karakoç bir parça Nazım Hikmet tadını alırsınız bu yönüyle. Öte taraftan olayları derinlemesine analizi ve geniş bir açıdan meseleleri irdelemesine tanık olursunuz makalelerinde. Bu yönüyle bir sosyologdur adeta. Onu okurken merhum Dr. Ali Şeriati, Karl Marks, Nurettin Topçu... okur hissedersiniz kendinizi sanki. Fakat bütün bu ayrı ayrı tatların ötesinde Ahmet Özcan; kendine özgü üslubu, düşünüş biçimi ve yazarlık izleği yönüyle özgün bir duruş sergiler. Kısaca Özcan; kalabalığın tam ortasında görünmeyen bir hayalet gibi gösterişten ve ön planda olmaktan son derece sakınan Türkiye’nin yetiştirdiği ender yazar/düşünür/dava adamlarından biridir.

O’nun sözüne düşülen şerhler

Ahmet Özcan; 2000’li yıllar boyunca değişik yerlerde yayınladığı farklı konulardaki yirmi makaleyi Yarın Yayınlarında bir araya getirdi. İyi ki toplu bir çalışma ile yeniden aramızda göründü. Yazıları bir bütün olarak ele alındığında, yazarın ne demek istediği daha net anlaşılıyor. A. Özcan’ın yazdıkları kendi ifadesiyle; "O’nun sözüne düşülen şerhlerden ibaret..." Aslında o, belli bir kesime değil hem üslubu, hem de meseleleri ele alış tarzı yönüyle bu çalışmayı; "çocuk olanlarla, gençlerle ve genç ruhlu tüm insanlarla" paylaştığının altını çiziyor. Kitaba da ismini veren "Davası Olmayan Adam Değildir! " makalesiyle sayfalarını okuyucularına açan eser; dinamik bir söyleyişle bir solukta ama sindirile sindirile okunması gerekiyor. Önemli cümlelerin altını çizmek için kitabı okuyup bitirdiğimde neredeyse altını çizmedik cümle kalmadığını itiraf etmeliyim. 80 kuşağının bir özeleştirisi olarak da değerlendirilebilecek bu çalışma; bu süreçte solun tamamen havlu attığını, İslamcılığın AK Parti parantezine düştüğünü, etnikçi milliyetçiliğin ise giderek toplumun nefretini kazandığını dillendiriyor. İmanlarını kaybedenlerin güvenlerini yitirdiğini, güvenlerini kaybetmelerin ise "her yola gelirim, her renge girerim yeter ki kazanayım" felsefesini benimsediklerini göze çarpıyor bu eserde.

Bütün bu yaşanan ideolojik izleği ve neticesinde peyda olan hastalıkları tedavi edip zinde bir yapı ile yola devam etmek için ne yapmalı sorusuna ise; "Şu ana kadarki tüm ideolojik grup ve akımları çöpe atıp, sıfırdan yepyeni bir yol çizmeliyiz" diyor Özcan. Önce bir zemin etüdü, akabinde projelendirme ve hızla yeni inşa faaliyetlerine başlamalıyız. Bu yeniden inşa faaliyetlerinde yazarın önerisi; daha önceki çalışmalarında dile getirdiği, "üç sath-ı siyaset" olarak karşımıza çıkıyor. Yani taşradan güç toplayıp merkeze kadro devşirmek ve bu modele katalizör akımlar oluşturmak. Geçmiş okumasının bu formülü doğruladığını yeniden okuyuculara hatırlatıyor yazar. "Hem adalet, hem özgürlük" temasının ön plana çıktığı bu çalışma aynı zamanda sözün değerini yeniden yüceltmenin bir çabası olarak da algılanabilir.

Eleştirel bir bakışla Marks’ın 11. Sözünün "filozoflar dünyayı değişik biçimde yorumladılar, oysa sorun onu değiştirmektir." doğru ama eksik olduğunu vurgulayan yazar; sonuçta rahatsız olunan, itiraz edilen, değişmesi gereken bir dünya olduğunu ve bir kurtuluş reçetesine, özgürleştirici fikre ihtiyaç olduğunu söylüyor. Bunun için de öncelikle iman etmek gerekiyor. Günümüz modern dünyasına isyan bayrağı açan yazar, biz insanların bu beşer türleriyle aynı türden olmadığımızı, onlar insansa bizlerin başka bir şey olduğumuzu ifade etmeye çalışıyor. Çünkü "Adem", eşref-i mahlukattır. Yine de umudunu canlı tutan yazar, insanlığın kadim mücadelesinin yeniden canlanma temennisinde bulunuyor.

8 HAZİRAN 2010

Yazı Hazırlık: Kitaphaber.net
 












Link Ekle Görevimiz sizi doğru adrese ulaştırmak. firmalistE-Şirket Bilgileri Kültür ve Sanat
T : 0 (535) 524 19 97 / F : 0 (212) 433 03 73
MERCAN KİTAP YAYIN TANITIM HİZMETLERİ 
        Yıldıztepe mah. Bağcılar cad.  
       No;126  Bağcılar    İstanbul                 
0 505 513 26 34 - 0 541 256 32 37- 0 535 524 19 97
info@kitapaloku.com
  Copyright © 2006-2010  Kitapaloku: Tecvidli Kuran-ı Kerim 8 Renk Kuşe Baskı Çıktı Duha Yayınları  Tüm Hakları Saklıdır  
Genel Tüm Dersler Cd-vcd-dvd Sağlık Sanat - Mimarlık
Tarih - Coğrafya Turizm - Gezi - Şehir Çocuk Kitapları Aile Kitaplığı Sınavlara Hazırlık Kitapları
Spor Müzik Hobi Yemek Kitapları Bilişim & Elektronik
Temel Bilimler İletişim - Medya Başvuru - Kaynak Felsefe - Düşünce Din
İslam Sosyoloji - Toplum Bilimleri Siyaset, Politika Ekonomi Ve İşletme Edebiyat
Psikoloji Kişisel Gelişim Eğitim Etnik
    TAŞKAYA BİLİŞİM